içimizden sessizce düşündüklerimizi dışımızdan seslice ‘kendimize’ söylemek

        Bir şeyleri ‘sadece’ düşünmenin etkilerini kendi üzerinizde fark ettiniz mi?  Gün içinde eylemlerinizi sürdürürken kafanızda fısıldayan sesler iç sesimiz, ön yargılarımız, bilinçaltımız, bilinç dışımız gibi şeylerin toplamı oluyor genelde. Bazen de hiçbir referansı olmayabiliyor. Bu seslere kulak vermek, güzel bir kulak veriş yöntemi olarak yazarak fark etmek, insanın kendine ayna tutmasına yol açıyor. Yol açmak ne güzel bir tabir değil mi? Halletme, ferahlama, rahat bir nefes alma hisleri uyandırıyor insanın içinde. Ayna tutmak derken aklıma bir sanat eseri geldi, boş bir duvara karşı duran kişinin kendine ayna tuttuğu bir eser. Bazen karşımızda hiç olumlu bir şey olmayabilir, içimizi ferahlatacak görüntü olmayabilir, sadece boş bir duvarla karşılaşabiliriz. Ancak içimize bakmaya, kendimizle karşılaşmaya küçük bir ayna yeter. Bakmak istediğimiz şeye bağlı biraz da. O duvara bakarak da hayatı bitirebiliriz, aynayı yaratarak da.
         Yazmayı denemek şu noktada geliştirici oluyor: yazana kadar öyle bir düşünceniz, duygunun olduğunu fark edemiyor olabilirsiniz. Özellikle el yazısından, kâğıda yazmaktan bahsediyorum. Gelişen dünya ile teknolojik araçlara çokça sahibiz. Elimiz kolumuz telefonlarımız tabletlerimiz oluyor, ancak buralara yazdıklarımız ne kadar kalıcı oluyor bunu düşünmek lazım. Kendimde gözlemlediğim telefona, bilgisayara, tablete yazdıklarımın beynimde kalmaması. Mesela işte hasta teslim alırken telefona aldığım notları hiç hatırlamam ancak kağıda aldığım not hep aklımdadır. Buraya yazdığım yazıları önce bir kağıda yazıp sonra tablete geçirince inanılmaz kalıcı oluyor ancak doğrudan tablete yazdığımda belki %10’u aklımda kalıyor. El ile yazınca beyin-el-vücut koordinasyonu tamamen sağlandığından hatırlamamız, düşüncemizi benimsememiz daha iyi oluyor. Yazmak eyleminin kendisi yaratıcılık zaten. Kendimizden, kendimizi çıkarmak eylemi.
         Yazarak fark ettiğimiz ne peki? Benliğimizle ilgili çok küçük veya büyük gelen farkındalıklar olabilir, bu büyüklükler herkese göre değişir, ama mutlaka bir şeyler olur. Dürüstçe kendimizle yüzleşmek; bu böyle, şu şöyledir demek enfes bir göz açar. Bazı durumlara bu durum böyle demek bile ne kadar fark yaratıyor tahmin bile edemezsiniz. Denemiş biri olarak söylüyorum mutlaka kendinizi, sadece kendinize yazın. Dümdüz bu eylemin neler kattığına çok şaşıracaksınız, yazı iyi ki var, bol yazılı günlere!
                                                                                                            SS

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

varolmanın dayanılmaz hafifliği adına

Uzun Zaman Sonra İstanbul