Geç mi kaldık?

Bir şeyleri konuşmak için,

Bazı bağları kurmak adına,

İnsani yönümüzü koruyabilmeye,

Sevgimizi susmadan göstermeye,

Duvarlarımızın arkasına saklanmaya,

Pervasızca dile getirmeye,

Düzeni değiştirmeye çabalamaya,

'Hayır, o öyle olmaz!' demeye,

Dipçik gibi sağlam ayakta durmaya,

Çıkarsız birlik olmaya...


Sahi ne dersiniz? Geç mi kaldık tüm bunlara?


Ben hüngür hüngür ağlarken, karşımdaki insanın 'bana bir kahve yapar mısın?' demesine sinirlenmekte çok mu geç kaldım? Bu çok basit bir arzu sonuçta. Fakat o an benim içime oturdu. Ki oturur da yani.

                                                            SS

Yorumlar

  1. Saate ne kadar dik bakarsam bakayım, durmuyor. Her şeyi zamanla özdeştirmek bize ne kaybettirdi ya da ne kazandırdı; bu sorulara öncelik vermek "hüngür hüngür ağlarken kahve istenmesi" olayını açıklığa kavuşma imkanı sunabilir.
    Genelletik maalesef. Bir kitap üzerine dahi fazla düşünmüyoruz. Çünkü başka kitaplar var okunacak ve sürekli kitap çıkartılıyor. Sanırım kalite algımız, değer ve önem kavramlarının iç içe geçirilmişliği bize doğru soru sorma imkanı dahi tanımıyor.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

içimizden sessizce düşündüklerimizi dışımızdan seslice ‘kendimize’ söylemek

varolmanın dayanılmaz hafifliği adına

Uzun Zaman Sonra İstanbul