Hayatta farkına varmadığınız her şey, bir süre sonra sizi kontrol etmeye başlar. HC

Hayatımdaki çok özgün, farklı bulduğum bir insanın söylediği bir cümleyi paylaşmak istedim bugün. 
Sahi farkında olmak nedir sizce?
Yeterince alert olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Veya buna bir çabalayış,
Cümlenin altındaki anlamda gezinme,
Davranışı yaptıran gücü sorgulama, (içten içe, pat diye yüzüne karşı değil)
Küçük bir çocuğun anlattığı bir anıyı dinleme,
En yakınımızın savunma mekanizmalarını kendine zarar verecek şekilde kullandığını görme(me)ye çalışma, (çünkü sevgi bunu gerektirir(!))

Açık bir bilinç ne kadar iyidir?
Veya iyi kavramı herkese göre aynı mıdır?
Fark edebildiğimizi göstermek mi içimizde saklamak mı daha sağlıklıdır?
Bence ikincisi hiç değil.
En azından dengesi önemli. Tabii 'neye göre denge?', 'ölçütün ne?' soruları geliyor.
Sizi size kırdırmadan yaşatan şey, bence o dengenin anahtarı.
Soluk soluğa da kalmamalı, öyle boş duvara da baktırmamalı.

Sizi aşağı çeken yerde (fark ederek) ne kadar kalırsınız?
Çünkü bunun bir de gizil süreci var.
Fark etmeden aslında bir anı, kişiyi, yaşantıyı, duyguyu kendimize empoze ederiz.
O ölçütün o an hayatımızda olmasına gerek yoktur bizim için.
Düşüncemizde yer etmesi yeter.
O yerden kendinizi yıpratmadan ayrılmanız umuduyla.

Umut demişken, bende zincirlere sığmayaan o deli umutlardan :) 
                                                                                                                                            SS



                                                                                                                        


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

içimizden sessizce düşündüklerimizi dışımızdan seslice ‘kendimize’ söylemek

varolmanın dayanılmaz hafifliği adına

Uzun Zaman Sonra İstanbul