gördüğümüz alanı genişletmezsek tahmin de daralır
İnançlar bizi rahatlatır. Anlatılar bizi rahatlatır, kesinlik ihtiyacımızı karşılar. Ama bilgi girdiği zaman arıza çıkması kaçınılmazdır, çünkü bilgi aktarılan inançlara genellikle ters düşer ya da ondan farklıdır. Bilgiye açık olmak çok duru ve biraz da eğitilmiş bir zihin gerektirir.''
Sinan Canan
Tabii ki Sinan Hocam. Her anlatısının farklı bir kapı sunduğu bir insan(farklılığa açıksanız). Kahvaltı yaparken, işe giderken, yemek hazırlarken; kısacası gün içinde olağan işleri yaparken onu dinlemek olağandışı bir seçenek sunuyor bana. Gün içinde bize gündelik hayatımızın mekanizmasının aslında nasıl döndüğünün temeline iniyor. Eğer içeriğe hakim değilseniz, başlıkları sığ bulabilme ihtimaliniz yüksek olacaktır.
İnanç ve anlatılar konusuna gelelim. Burada bahsettiğimiz çok kompleks veya çok basit bir anlatı da olabilir. Evremin gelişimi de olabilir bir insanın hep aynı alışkanlıklarda kalması da.
Anlatıların bizi rahatlattığı yanlış mıdır? Toplumda kabul gören inançların belli bir dayanağı olmasa da hep öyle süregelir. Türk toplumunda yüksek oranda doğru olsa gerek. Bir şeylerin çabamızla ile değil de bize hazır gelmesi, uzun süredir süre gelen bir anlayışı devam ettirmek hep daha kolaydır. Çünkü zorlu bir düşünme süreci gerektirmez. İnsanın yaşam süreci erişkinlikte bir yuva sahibi olup aile kurmaktır, toplumun büyük çoğunluğu nasıl düşünüyorsa öyle düşünülür asla aykırı olunmaz olunsa da çok fazla barınılmaz, bir şeyler için gerçekten çabalamak saçmalıktır bu beyini niye açıyoruz ki şimdi (!), hep o gittiğimiz yoldan yürünür başka bir yol yoktur.
Açıkçası oturduğumuz koltuğu bile değiştirmeye çekinen bir kültüre sahibiz. ( Bu en küçük değişiklik bile bize çok farklı gelir çünkü onu daha önce neredeyse hiç yapmamışızdır.) Akşam yemeğinde ebeveynlerin, çocukların yeri bellidir mesela. İkili koltuk hep o diğer aile bireyinindir. Değişime açık olan, herkesin tercih ettiği değil de diğer seçeneği seçebilen ya da bir konuda farklı bir bakış açısı sunan kişiler, bir başkası da hep şöyle tanıtılır; ''O da iyi ama biraz değişik biri yaa çok bulaşmayalım.''. Nerede bir değişim varsa kaçmaya meyilliyizdir. Oysa insana sınırlarını gösteren, onları aşmasını sağlayan da değişimdir. Masallar hep aynı anlatıyla süregelir, bilgi değil. Günümüzün olanaklarını eskiyle yorumlayamayız. Eskide yaptığımız bir uygulama günümüzde işlemez. Ama hep aynı yerde durup aynı düşünürsek, farklı bir yaşamı hayal edemeyiz. Hayal gücümüz de gördüğümüz ve görebileceklerimizi tahmin ettiğimiz kadardır. Gördüğümüz alanı genişletmezsek tahmin de daralır. Bunları aynı şeyleri düşünen çok azınlıkta kişinin okuduğunu biliyorum, çevremden kimlerin okumayacağını da. Bu önemli değil, demem o ki hiçbir mesaj boş yere gitmez. Hepsinin bir alıcısı vardır. Nasıl Hocamın anlattıklarını bizim gibi dinleyen, aklında bir yere not eden bir kitle var ise, her zaman bir ihtimal vardır. İhtimalinin peşinden gidebilmenin verdiği güzel duyguyu hissedenler olmuştur :) İyi günler dilerim
Yorumlar
Yorum Gönder