Haberdar olmadığımız benliklerimiz

     Günaydınlar, bugün güne birkaç yeni şey ile başlayınca, içimde bunları paylaşma isteği doğdu. Yeni podcast, yeni vlog vs. Hepsi de benim hayatımın bu döneminde var olan düşüncelerdi. Mucizelere inanır mısınız? Ben böyle anlık gelen rastlantılara büyülenebiliyorum da. Bu arada yeni bir şey daha var, bu yazıyı yazdığım not defterim. Evet, benim için önemli bir yenilik. Bu çok sevdiğim defteri dün bir kitapçıda denk gelince aldım. Çok sevdiğim yanı ise her sayfasında ayrı kitaplardan alıntılar olması. Okumayı seven biriyseniz, her sayfasında yeni yolculuklara çıkarıyor sizi bu defter; ben de tam bu yönüne bayıldım. Bu yazıyı yazdığım sayfadaki alıntısı olan kitabı da okumuş olmam ayrı keyif verdi. 

     Neyse podcastimize gelelim. Podcastin başlığı bile düşündürücü. -Ortamlarda Satılacak Bilgi-İçimizdeki İnsanları Nasıl Tanırız?- 'İçimde kaç insan var ki benim?' diye soranlar olabilir ama bunun cevabını size en iyi siz verirsiniz. Son zamanlarda okuduğum bir kitapta yazar şöyle diyordu: ''Hiçbirimiz şuan olduğumuz benlikten ibaret değiliz. Olmak istediğimiz tüm benlikleri içimizde taşıyoruz.'' Yani mutlak anlamda sahip olduğumuz tek bir benlik yok. Gösterdiğimiz, bastırdığımız, açığa çıkardığımız, ara sıra varlığını hatırladığımız, haberdar olmadığımız; tüm hepsinin toplamıyız. Podcast ise bu benliklerin psikoterapi yöntemiyle fark edilme şekillerini anlatıyordu, ilgisi olanlara öneririm.

    İzlediğim vlog ise düşüncelerini çok sevdiğim, yaşam tarzını kendime yakın bulduğum birinden ki bunca ortak nokta yakalamışım. Kişi, geçen ay düşüncelerine çok fazla dalmıştı ve kendi içinde yavaş yavaş yaşlanmasını, ailesinin, annesinin yaşlanmasını ayrı düşünmüştü. -Bugün annemin yeni yaş aldığı gün.- Hayatında neleri seçtiğini, yapmak istediğini tekrar gözden geçirmişti. Aynı süreçte bende geçirdiğim için izlerken çok tuhaf hissettim. Ailesinden uzak -oldukça uzak- California'da bir yaşam seçti. Şunu diyordu: ''Dünya bu kadar zor ve anlamsız iken; ben bugün vücudumu nasıl hareket ettireceğime odaklanmayı, kahvemi hangi bardağımda içeceğimi seçmeyi, yürüyüşte gördüğüm çiçeklere odaklanmayı seçmek istiyorum. Hayatı güzel kılan yanı bu. Olmak istediğim kişi o diğer kişi değil. İyi hissetmek istiyorum.'' Burada da kendimi ona çok yakın hissettim. Bunları ben de uzun süredir seçiyorum ve düşünüyorum. Buna kendi toplumsal çevremde 'acaba bencillik mi?' diye düşünmeden geçemeyeceğim bir anlayış uzun süre süregetirildi. Ancak kendi benliğimizi seçmemiz, bencillik değil. O benlik ile yanımızda olmayı seçenler ile ancak var olabiliriz. Çoğu insan seçtiklerinden suçluluk duygusu çektiği için burayı önemsiyorum. Seçtiklerimiz -hatta daha bastırıp seçemediklerimiz- biziz, bir başkası değil ve en çok ona saygı duymalıyız.

                                                                                                                        SS

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

içimizden sessizce düşündüklerimizi dışımızdan seslice ‘kendimize’ söylemek

varolmanın dayanılmaz hafifliği adına

Uzun Zaman Sonra İstanbul